ketçap!

o kadar domatesin sonunun bu olacağı belli idi. yok virgin mary, yok buzluğa domates zımbırtısı, yok fasülyeli domates, domates söğüş, fırınlanmış domates salatası, makarna sosu derken sonu ketçapla bitti…

o kadar güzel oldu ki, artık her sene pestilin yanısıra bir de ketçap yapacağım anlaşıldı, zira bundan sonra başkaları beni kesmez.

kırmızı soğan, kişniş, taze çekilmiş karabiber, deniz tuzu, taze chili, rezene kökü, reyhan tohumları, fesleğen yaprakları, kimyon, yıldız anason, karanfili altı kalın bir tencereye atıp, bol zeytinyağı ile kısık ateşte sıkça karıştırarak 15 dakika pişirdim, saydamlaştılar, yumuşadılar… evde kalan nar’ın renkli çeri domatesleri, mustafa’nın domatesleri, ayşe abla’nın domatesleri derken doğradıklarımı içine ve soğuk su. herşey göz kararı, el ayarı. kaynadıktan sonra altını kısıp çektirdim, sonra el blendırı ile püre kıvamına getirip kaynatmaya devam, o da çekti. sonra ince bir süzgeçten geçirip, temiz tencereye aldım. elma sirkesi ve şeker ekleyip gene çektirmeye devam… ketçap kıvamına gelene kadar.

yani güzel olacağını tabii ki biliyordum ama bu kadarını tahmin etmemiştim. tencereyi yaladım itiraf ediyorum.

aşçının püfleri: tüm bu yapım aşaması 3 saat civarı sürüyor, hani yapmaya yeltenirseniz aklınızda olsun. bir de, o hazır ketçaplardaki kadar pürüzsüz olması için iki kere süzgeçten geçirebilirsiniz. bir de, o hazır ketçaplardaki kadar kıvamlı isterseniz çok çektirmeniz lazım. ben bir lokma daha sulu bıraktım, sulu değil ama, normal ketçaba göre daha akışkan. aşçının durmak bilmez düşüncesi: acaba bir de acı bir domates chutney yapsam mı…